The Incident'ın internete sızışının "promotional" denilen olay şeklinde olduğunu düşünüyorum. Yani dinleyicilerine albüm satışları konusunda güvenen sanatçı, plak şirketiyle anlaşarak albümü internete sızmış gibi göstererek daha çok insana ulaştırmak amacıyla internette kaynak göstertmeden paylaşır. Asıl amacı ise albüm çıkış tarihinin hemen sonrası için ayarlanan konserlere gidecek olanlar için albümü iyice dinleyip öğütmeleri ve konserde tüm coşkularıyla eşlik etmelerini sağlamaktır. Tabii her grup-sanatçı-şirket cesaret edemez buna. Albüm satışları konusunda dinleyicilerine güvenenler edebilir sadece. Nitekim Porcupine Tree'nin 14 Eylül'de raflara çıkacak olan The Incident'ın 57 küsür pound'luk 2000 tane basılan özel versiyonu kısa bir sürede tükendiğinden ve 21 pound'luk, 11 Eylül'de gönderilmeye başlanacak olan normal versiyonun ön sipariş rakamları hayli yüksek olduğundan bu mükemmel grubun ve üstad Steven Wilson'ın bu konuda hiç de çekinmeyeceğini söyleyebilirim. Tabii öyle de olmayabilir, bilemeyiz.
Albüm analizine gelince;
Bir önceki albüm, Fear of a Blank Planet'da modern zamanın, daha doğrusu, tv, internet, medya, alışveriş çılgınlığı vb. ögelerin insan hayatını mahvedişini konu edinen Porcupine Tree, bu albümde de 21. Yüzyılın boklaşmış düzenini anlatmaya, özellikle de akıp giden zamanın üzerinde durarak devam etmiş. Albümün ilk cd'deki kısmı, yani 14 bölümden oluşan kısım, aslında 55 dakikalık [Tam dakikayı hesaplayınca 53 dakika 40 saniye] yukarıda bahsettiğim konsept üzerine kurulu The Incident adlı parça. Bu 55 dakikalık parça roma rakamlarıyla 14 bölüme ayrılmış durumda. Gayet gaz ve progresif metale kaçan kral mı kral progresif bir şölen. Gitarları keza Porcupine Tree'nin bizlere alıştırdığı gibi hayran olunacak cinsten. İkinci cd'de ise The Incident'dan bağımsız 4 güzel parça daha bulunuyor. The Incident konseptine göre daha yumuşak.
The Incident'ın ilk bölümü;
I. Occam's Razor
Güzel bir açılış parçası. 1 dakika 55 saniyelik bu parçada söz yok. Sert rifflerle girip sonlara doğru karanlık insan sesi efektleriyle son buluyor.
II. The Blind House
Occam's Razor'ın hemen ardından giren bu parça gaz bir introyla giriyor ve bu intronun ardından yavaşlayan müzik üzerine yavaş bir vokalle devam ediyor. Bu bölümün ardından introdaki sert gitar tekrar bizlerle oluyor. Tekrar yavaş vokal ve müziğin devam ettiği kısımlarda Richard Barbieri tarafından güzel bir klavye efekti eşlik ediyor. Nakarat gayet hoş. Son kısım ise gaz olayını ciddi olarak arttıracak şekilde.
III. Great Expectations
Yavaş bir ritm gitarla ve duru vokalle açılan parça hafif hızlanan gitarla devam ediyor. 1 dakika 27 saniyelik bu parça The Incident'ın geçiş parçalarından. Kısa bir şekilde adından da anlaşılacağı üzere beklentilerden bahseden sözlere sahip.
IV. Kneel and Disconnect
Bir önceki parça Great Expectations'ın son kısmı ve bu parçanın başı birbirine bağlı. Büyük beklentilerin ardından gelen düş kırıklığı ve çöküntü ile beraber hayattan kopmayı anlattığını düşünüyorum. Çünkü "Kneel and Disconnect" haricinde pek fazla bir sözü yok. Bu da 2 dakika 3 saniyelik bir geçiş parçası. Bazı kısımlarında temiz arka vokaller ve piyano barındırıyor.
V. Drawing The Line
Kneel and Disconnect'in sonu ile bağlantılı devam ediyor. Albümün dikkat çeken parçalarından. Güzel bir giriş vokali var, şahsen yönetmen olsam çektiğim bir filmde kullanmak isterim. Nakarat kısmında "I'm drawing the line, I'm drawing the line, the line have my pride. I'm taking control, I'm taking control, the line saved my soul." diyor Steven'ımız. Hafif bir soloyla devam ediyor ve bitiyor parça.
VI. The Incident
Albüme ismini veren parça, Resident Evil serisinin film müziklerindenmiş gibi bir izlenim uyandırıyor. Güzel gitar ve vokal efektleri mevcut. Sonlara doğru nakarat kısmının coşmuş versiyonu geliyor. Eşlik ettirici bir kısım bu.
VII. Your Unpleasant Family
"Your unpleasant family smashed up my car..." diye başlıyor parça. Güzel arka vokallerle beraber bir dakika 48 saniyelik bu parçanın 40 saniyelik vokal kısmının ardından, parçanın sonuna kadar devam eden güzel bir solosu mevcut.
VIII. The Yellow Windows of The Evening Train
İsmiyle, Porcupine Tree'nin çok sevdiğimiz tren takıntısını hatırlatıyor bu parça. Sözleri yok. İki dakikalık, ismi gibi, "Akşam treninin sarı camları" gibi bir geçiş parçası. Yavaş ilerleyen farklı bir müzik...
IX. Time Flies
İşte albümün krallarından bir parça. İlk olarak bir hafta önce 5 küsür dakikalık, kesilmiş, daha doğrusu radyolar ve müzik kanalları için kısaltılmış versiyonu ve klibi, grubun internet sitesi tarafından yayımlanan parça çok çok güzel. Toplamda 11 dakika 40 saniye olan Time Flies, adından anlaşılacağı gibi zamanın uçup gitmesi üzerine kurulu. Parçanın beşinci dakikadan sonraki kısmı ise çok çok harika. Gaz bir solonun önünü açan gitar tonları, davul ritmi ve ardından gelen harika solo. The Incident albümünde Porcupine Tree farkını belli eden bir solo. Bu solonun arkasındaki bas da gaz derecesini arttıracak cinsten. Yine arkadaki hafif gitar ritmi saat tik takı gibi. Solodan sonra gelen güzel söz kısmı da cabası.
"But after a while, you realize time flies and best thing that you can do is to take whatever comes to you. because time flies."
X. Degree of Zero Liberty
Evet, özgürlüğün sıfır olduğu derece, yani 21. yüzyılda kendimizi tam anlamıyla özgür sandığımız ancak hayatımızın içine eden, bağlı olduğumuz tv, internet, bilgisayar ve medya sayesinde aslında özgür olmadığımız, hatta zincirlerle bağlı olduğumuz derece. Bu parça, bu dereceyi bir dakika 46 saniye boyunca sözler olmadan anlatıyor. Açılış parçasındaki sert riffler bu parçayı oluşturuyor.
XI. Octane Twisted
Degree of Zero Liberty'nin ardından geldiğinden midir bilmem, pek benzerliği olmasa da ona bağlı olduğu hissini uyandırdı bende. Çünkü Degree of Zero Liberty başladığıdında bu parçanın güzel vokal girşini hatırlıyorum. Bu güzel vokalin ardından gelen gitarların arasında insan sesinden yapıldığını düşündüğüm çok güzel bi efekt var. Böyle Halka filmindeki Samara'nın kuyudan çıkışının sesi olması gerektiğini düşündüğüm bi efekt. 5 dakika 4 saniyelik bu parça albümün dikkat çekenlerinden.
XII. The Seance
İki dakika 40 saniyelik yavaş bir parça. Octane Twisted ile kesinlikle bağlantılı, özellikle vokaller düşünüldüğünde.
XIII. Circle of Manias
Sert bir parça. Söz yok. Gaz riffleri var. Derin ve soğuk gitar efekleri de çok iyi.
XIV. I Drive the Hearse
Yine albümün dikkat çekenlerinden. Yumuşak bir vokal ve gitarla başlıyor. Nakarat kısmı çok hoş. Yumuşak bir vokalle Steven Wilson "Silence is another way. I'm saying what I wanna say. Lying is another way. I'm hoping it would go away. Do you always want me stay? [Bu sonu tam anlayamadım]" diyor. Bu güzel nakaratın ardından yine güzel bir davul ritmi ile gelen yavaş müzik ve güzel arka vokallerle desteklenen yine yavaş bir vokal. The Incident konseptinde bahsedilen lanet modern zamanın bokluğundan kurtulabilmek için azda olsa bir umut olduğunu düşünmemi sağlıyor. Ve de bunun da tek yolunun insanın kendinde, içinde olduğunu... 6 dakika 42 saniyelik parça yavaş gitar ritmiyle ilk cd'nin ve The incident'ın bittiği anlamına geliyor.
İkinci cd'de,
1. Flicker
İnternete sızan versiyonda 20 dakikalık olarak bulunan Flicker, ardından gelen Bonnie the Cat, Black Dahlia ve Remember Me Lover'ın bir arada bulundukları hali aslında. Yani bu parçanın asıl adı bölümlerin sırasıyla yazılmasıyla Flicker: Remember Me Lover/Bonnie The Cat/Black Dahlia. İnternete düşen bu versiyonda bir hata var gibi gözüküyor ya da daha önce bildirilen parça listesi hatalıydı.
İkinci kısımdaki, Flicker'ın içerdiği üç bölümü ayrı ayrı ele almak gerekirse;
2. Bonnie the Cat
Klasik Porcupine Tree parçalarından. Karanlık ve hafif sert müzik, karamsar vokal, mühendislik harikası gitar efektleri ve güzel ritmler. Solosu ise albümün geneline hakim olan özellik olan "gaz verici" şekilde.
3. Black Dahlia
Piyano ile giren, yavaş bir parça. Hoş bir efektle birleştirilmiş yavaş bir vokal. Yavaş ritmler ile güzel bir sigara parçası.
4. Remember Me Lover
İkinci cd'nin en dikkat çeken parçası. Girişi Steven Wilson'ın ilk solo albümü Insurgentes'ı hatırlatıyor. Girişin ardından gelen hızlı ritm ve güzel nakaratla çok hoş parçalardan biri. Albümün son parçası olan Remember Me Lover, tıpkı diğer parçalar gibi The Incident'ı bir sefer daha dinleme isteği uyandıracak cinsten.
The Incident, çoğu Porcupine Tree albümü gibi ilk seferde dinleyince tam kavranamayacak, her dinleyişte ayrı bi güzelliği keşfedilecek bir albüm. Her dinleyişte bir başka şarkıya takıyorsunuz. Bunun en güzel örneklerinden biri Porcupine Tree'nin 2007 albümü Fear of a Blank Planet.
The Incident'ın albüm kapağında, içinde ve özel versiyondaki 150 küsür sayfalık kitaptaki fotoğraflar, Steven Wilson'ın Insurgentes, Porcupine Tree'nin In Absentia, Deadwing, Fear of a Blank Planet albümleri, konserlerdeki görseller için çalıştığı ve grupla yakın olduğu bilinen Danimarkalı fotoğrafçı Lasse Hoile'ye ait.
(bkz: kopyala yapıştır değil alın teri) : )
This is the analysis of Porcupine Tree's The Incident album in Turkish. English version is going to be available on www.progressychedelic.blogspot.com in two days.


0 Yorum:
Yorum Gönder