Metallica'nın Türkiye'ye Tekrar Gelebilme İhtimali

| Salı, Şubat 05, 2008

Huzurlu ve Hüzünlü Nothing Else Matters'ı dinlediğimde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve aklımda biranın köpüğüydü notan.
Ben seninle bir gün İnönü'de Loverman söyleme ihtimalini sevdim.
İstanbul'un arabesk kokan, bıyıklı yıllarında.
Ankara'da karbonmonoksit konserlere gidilirdi o zaman.
Özlemeye başladım Until It Sleeps'i.
Ve bu hasret öylesine uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...
Bizim Pentagram'ımız vardı...
Bir de Rapid'teki paylaşımları indirebilme imkanı.
İnterneti olmayan arkadaşlarla paylaşılan okul çıkışlarında,
Metalcilik oynamaya başladık.
Ben James oluyordum sen Kirk, geri kalanlar Lars ve Trujillo.
Hatalı notalarla Metal ikliminde sesler çıkıyordu tencere kapağı davullardan ve
Anadolu Rock'a ait bir elektroyla.
Ağbilerimizden öğrendik zamanında Ali Sami Yen'e ve İnönü'ye gelip döktürdüğünü,
İstanbul'a usul usul Whiskey In The Jar yağıyordu.
Ve "Bağırtma Şu Adamları" diyordu anneler babalar,
Oysa hiç canlı Metallica dinlemedim ben.
Orijinal Metallica albümleri görmedim ben...
D&R'ın raflarındaki 30 milyonlukları gördüğümü saymazsak.
Tüm Dünya'ya usul usul Fuel yağıyordu,
Ve Metallica şu an Atina'da diyordu haber bültenleri...
Oysa hiç Atina'ya gitmedim ben.
Ve hiç Metallica konseri bileti alanlar listesinde geçmedi adım
Bilgisayarımın başında "Bu sene Metallica geliyomuş lağyna heloloay" diyen bi çocuktum sadece.
Sana para biriktiriliyordu biletini almak için, ama sen gelmedin.
Ben senin İnönü'ye tekrar gelme ihtimalini sevdim, milenyum yıllarında.
Belediye otobüsü zamansız, sessiz bir Huzurlu Aile Ortamı'na götürüyordu
Ben senin benimle Ali Sami Yen'de Sad But True söyleme ihtimalini seviyordum.

Ben senin Türkiye'ye tekrar gelebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra Cd çalarıma takıyordum arkaaştan aldığım Diskografini.
Ne yana baksam gerçek sanıyordum
Bu sene Türkiye'ye geleceğin söylentilerini.
Saçları uzatıyordum bi süre
Mahalleden arkadaşın saçlarıyla yarıştırıyordum, benim saçımla daha iyi headbang olur diye.
Pogo çalışmaları yapıyordum
Bir duvardan diğerine
Yaz yaklaştıkça çürüyordu her tarafım
One solosunu başına koyuyordum en iyiler listesinin
Gaza geliyordum
Sonra bitiyordu Unforgiven II
Sokaktan bizim eve giden, ömrümün en Blackened,
ömrümün en Helpless, ömrümün en Unforgiven,
ömrümün en ACI AMA en GERÇEK yokuşunu koşuyordum.
Çünkü sonunda arşivime ulaşıyordum, Mama Said dinliyordum sonunda
Huzurlu ve Hüzünlü Nothing Else Matters'ı dinlediğimde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve aklımda biranın köpüğüydü notan.
Ben seninle bir gün Beyoğlu'ndaki bir barda
Ben seninle sadece bilmek isteyenlerin bildiği
bir yeraltı barında
Ben seninle, Marmara'ya mistik ve kavanozdaki viski tadında bakan
İnönü'nün herhangi bi tribününde ya da ceza sahasında ya da ceza yayında
Ben seninle herhangi bi insanoğlunun düzenleyeceği
konserin mekanında olma ihtimalini sevdim.

Ben senin Türkiye'ye tekrar gelebilme ihtimalini sevdim.

0 Yorum: